NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ DEPREM VE YAPI DENETİMİ ÇALIŞTAYI MİLAS`TA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

17 HAZİRAN 2019, PAZARTESİ   

49

DEPREM VE YAPI DENETİMİ ÇALIŞTAYI MİLAS`TA GERÇEKLEŞTİRİLDİ.

    Yayına Giriş Tarihi: 23.04.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 25.04.2019 10:38:45  Yayınlayan Birim: MUĞLA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 25.04.2019 09:47:36

İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi Başkanı AZMİ CİHANGİR AYGIN`ın açılış konuşması         

 

Ülkemizde bulunan mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılması ve mesleğimizin kamusal çıkarlara uygun olarak gelişmesinin sağlanması, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği`nin kuruluş amaçları arasında gelmektedir.

 

Bu amaç, kuruluşumuzdan itibaren birliğimize ve odalarımıza mesleğimizin gelişimi ve mesleki faaliyetlerimizin denetimi konusunda büyük bir sorumluluk yüklemiştir.

 

Yapı güvenliği sorunu, en eski medeniyetlerden günümüze kadar pek çok toplumun yasalarında ve devlet düzeninde yer edinerek gelişmiştir. Dünyanın en uzun fay hatlarından birisi üzerinde duran ülke coğrafyamız söz konusu olduğunda yapı güvenliği sorunu çok daha önemli bir toplumsal sorun haline gelmektedir. Tarihimiz boyunca yaşanan çok sayıda deprem ve verdiğimiz büyük kayıplar bu alandaki mesleki ve toplumsal sorumluluğumuzu daha da katlamaktadır.

 

Yapı güvenliğinin bireysel sorumluluk anlayışının ötesinde, bilimin gereklerine uygun bir yasal düzenlemeyle sağlanması konusu, kuruluşumuzdan bu yana odalarımızın en öncelikli gündemi ve talebi olmuştur. Ne var ki bu doğrultudaki çabalarımız ve önerilerimiz 17 Ağustos 1999 depremine kadar sürekli olarak göz ardı edilmiştir. 17 Ağustos depreminin yarattığı büyük yıkım ve toplumsal travma sonrasında konunun öneminin nihayet farkına varabilmiştir.

 

Bugün uygulanan Yapı Denetim Sistemi, 2001 yılında kabul edilen 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunu ile düzenlenmiştir. Birliğimizin ve bağlı odalarımızın eleştiri ve önerileri dikkate alınmadan hazırlanan ve kamu yararı gözetilmeden uygulanan mevcut yapı denetim sisteminde büyük sorunlar bulunmaktadır. Yasada yapılan her yeni değişiklik, sorunları ortadan kaldırmak yerine daha da derinleştirmektedir.

 

TMMOB ve Odalarımız, en başından itibaren, yapı denetim sisteminin kamusal bir sorumluluk anlayışı üzerinde yükselmesi gerektiğini savunmaktadır. Bunun içinde yapı denetiminin, kar güdüsüyle hareket eden ticari şirketler eliyle değil, ilgili Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş ve kamu adına bağımsız denetim yapan meslek mensupları eliyle yürütülmesi gereklidir.

 

4708 sayılı Yapı Denetim Yasası ve Uygulama Yönetmeliği uyarınca yürütülen yapı denetim sistemindeki sorunları ve çözüm önerimizi dile getirmek, yapı güvenliği sorununun toplumsal bir sorun haline gelmemesi için yetkililerin bilimi, aklı ve toplumsal çıkarları esas alan önerileri dikkate almaya davet ediyoruz.

 

Bu öneriler doğrultusunda;

 

Anayasanın ekonomik hükümlerin açıklandığı ikinci bölümün "Tüketicilerin Korunması" başlıklı 172 maddesinde; " Devlet tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alır. Tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder" denmektedir.

 

Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesinin 1. Maddesinde, "Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı" "Barınma, ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma, haberleşme ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır. Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir," olarak hükme bağlanmıştır.

 

Bu çerçevede, güvenli ve sağlıklı bir konutta oturmak, sağlıklı bir çevrede yaşamak herkesin anayasal hakkıdır. Devlet bu hakkı kurum ve kuruluşları kanalıyla sağlamak zorundadır.

 

Konutların sağlıklı ve güvenli inşa edilmesi ve sağlıklı bir çevrede yaşamak için ise yapı sektörünün kamu yararı gözetilerek denetlenmesi büyük bir önem taşımaktadır.

 

Ancak ne yazık ki yapı üretim sürecinin ranta bağlı olarak şekillendiği ve konut üretiminde esas beklentinin getiri olduğu ülkemizde, denetim sisteminin de sağlıklı kurgulanmaması o ve iyi işletilmemesi nedeniyle yapı denetimi bir prosedürü tamamlamaktan öteye gidememektedir.

 

1999 Marmara depremlerinden sonra dönemin siyasi iktidarı tarafından alelacele çıkartılan 4708 sayılı Yapı Denetimi Yasası aradan geçen 20 yıla rağmen hala bünyesinde ciddi eksiklikler ve yanlışlıklar barındırmaktadır.

 

Ülkemizdeki Yapı Denetim Sistemi-Tarihsel Süreç

 

Cumhuriyet tarihimizde ilk defa yerleşme ve yapılaşmaları düzenleyen ve denetim esasları getiren yasal düzenlemeler, 1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı "Belediye Kanunu" ve "Umumi Hıfzıssıhha Kanunu" dur. Bu kanunlar ile yerleşme ve yapılaşmaya ilişkin genel ilke ve kurallar tanımlanmış, yerel yönetimlere yapım sürecinin denetlenmesinin yanı sıra ihtiyaç sahipleri için konut inşa etme görevi de verilmiştir.

 

Daha sonra 1933 yılında çıkarılan 2290 sayılı "Belediye Yapı ve Yolları Kanunu" ile yeni yapılacak yapılar, yollar, ruhsat alınması, fenni mesuliyet ve yapı denetimi konularında yeni esaslar getirilmiştir. Türkiye de imar mevzuatının ve yapı denetiminin temelleri bu yasa ile atılmıştır.

 

1939 ila 1944 yılları arasında meydana gelen Erzincan ve devamında Adapazarı Hendek ve Bolu Gerede depremlerinde 43.319 kişinin ölmesi, 75.000 kişinin yaralanması ve 200.000 civarındaki yapının yıkılması üzerine 17 Ocak 1940 tarihinde 3773 sayılı "Depremlerden zarar görenlere yapılacak yapılar hakkında kanun" çıkarılmıştır.

 

1944 yılında 4623 sayılı "Yer sarsıntılarında alınacak tedbirler hakkında kanun" çıkarılmış ve bu kanunla Deprem Bölgelerinde yapılacak yapılar için yeni kurallar getirilmiştir. Ayrıca bu kanunla ilk defa 1945 yılında Türkiye`nin ilk deprem haritası çıkarılmıştır.

 

1948 yılında 5228 sayılı "Bina Yapımı Teşvik Kanunu" çıkarılmış, ancak 1950 yılından sonra yaşanan hızlı nüfus artışı ve göçler, denetimsiz şehirleşme ve sanayileşme, yoğun kaçak yapılaşma nedeniyle çıkarılmış olan yasa ve yönetmelikler Kısa süre içerisinde uygulanamaz hale gelmiş, plansız ve sağlıksız kentleşmenin önüne geçilememiştir.

 

1956 yılında 6785 sayılı "İmar Kanunu" çıkarılarak planlama ve yapılaşmaya ilişkin yetkiler merkezi idarede toplanmıştır.

 

1958 yılında 7116 sayılı kanunla İmar ve İskân Bakanlığı kurularak imar mevzuatı uygulama esaslarına ait tüm yetkiler bu bakanlığa verilmiş ancak çarpık ve kaçak yapılaşma önlenememiştir. Bunun üzerine 1966 yılında "Gecekondu Kanunu" çıkarılmış, bu yasada çarpık ve kaçak yapılaşmayı önleyememiştir. 6785 sayılı İmar Kanunun yetersiz kalması üzerine bu kez 1985 yılında imar mevzuatı yeniden düzenlenerek halen yürürlükte olan geniş kapsamlı 3194 sayılı "İmar Kanunu" çıkarılmış ve planlama süreçlerine ilişkin tüm yetkiler, mücavir alan sınırları içerisinde Belediyelere, mücavir alan dışında kalan yerlerde ise Valiliklere devredilmiştir.

 

Yapı denetimi konusunda sorunlar ve çözüm arayışları zaman zaman beş yıllık Kalkınma Planlarında da yer almış olmasına rağmen, günümüze kadar bu konuda etkin önlemler alınamamıştır.

 

2000 yılına kadar yapı projelerinin İmar Yasasına uygunluğu Belediyeler tarafından, yapıların denetimi ise Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS) veya Fenni Mesul adı verilen serbest mimar ve mühendisler tarafından yürütülmüştür.

 

Süreç içinde Belediye ve Valiliklerin, siyasal etkiler, çıkar ilişkileri, yeterli teknik eleman kadrosuna sahip olmama gibi nedenlerle, proje denetimini dahi sağlıklı yapamaz hale geldiği, yapım işlerini ise hiç denetleyemediği görülmüştür.

 

Yapı denetim hizmetinin birinci dereceden sorumlusu olan Fenni Mesuller ise; diploma dışında hiçbir deneyim ve yetkinliğin aranmaması, ücretlerinin denetlemekle yükümlü oldukları yapı müteahhidi tarafından karşılanması, faaliyetlerinin hiçbir mesleki denetime tabi olmaması ve yasalarda sorumluluklarının açık bir şekilde tanımlanmaması gibi nedenlerle uygulamada etkili denetim hizmeti yapamamıştır. Bu durum yapım işlerinin, istisnalar hariç, eğitimsiz, bilgisiz ve ehliyetsiz usta ve kalfalarla, yap-satçı tabir edilen ve hiçbir nitelik aranmayan girişimcilerin insaf ve anlayışına göre devam etmesine neden olmuştur.

 

17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde Marmara Bölgesinde meydana gelene depremlerde resmi kayıtlara göre 20.000 civarında insanımız hayatını kaybetmiş ve 20.000 civarında yapı, çeşitli derecelerde hasar görmüş veya yıkılmıştır.

 

Çıkan bu ağır tablo yeni önlemler alma zorunluluğunu doğurduğundan, 4452 sayılı Kanun ile KHK yayımlama yetkisi olan hükümet 10.04.2000 tarihinde 595 sayılı Yapı Denetim Kararnamesini yayımlamıştır. 27 pilot ilde uygulaması öngörülen kararname ile kurulan yapı denetim firmaları kadrolarına ve üstlenebilecekleri sorumluluklara göre sınıflandırılmış, mali sorumluluk sigortası ve 601 sayılı KHK`ya dayanarak ilgili meslek odası tarafından verilmesi öngörülen uzman belgesi uygulaması getirilmiştir.

 

595 sayılı Kararnamenin yargı tarafından iptal edilmesi üzerine 13 Temmuz 2001 tarihinde ilgili kurumlara, üniversitelere, meslek odalarına danışılmadan alelacele hazırlanan 4708 sayılı Yapı Denetim Yasası yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 595 sayılı kararnamedeki olumlu bulunan düzenlemelerin hiçbirine 4708 sayılı Yasada yer verilmemiştir. Mesleki sorumluluk sigortası uygulaması kaldırılmış, yapı denetim hizmet bedeli azaltılmış, mesleki yeterliliğin (meslek odası tarafından değerlendirilmesinden vazgeçilerek yetersiz ölçütlerle bakanlık tarafından denetçi belgesi verilmesi uygulamasına geçilmiştir. Yasada ayrıca yapı denetim firmalarına cezai işlemler tanımlanmış denetim firmalarının yalnızca mimar ve mühendislerce kurulabileceği koşulu getirilmiş, yapı denetim kuruluşlarına iş ve işçi sağlığı güvenliğini de denetleme sorumluluğu verilmiştir.

 

İlk etapta 19 pilot ilde uygulanan Yasa 13.07.2010 tarih ve 27640 sayılı resmi gazetede yayımlanan değişiklik ile 01.01.2011 tarihi itibariyle ülke geneline yaygınlaştırılmıştır.



Okunma Sayısı: 85

Muğla Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır